nazariyat dersi




beşiktaşın boğaz rüzgarını yerken yine bir perşembe sabahı,işletme fakültesine geçmeden üsküdar vapurlarının ordaki büfeye uğruyorum.çayım geldi hemen,şekersiz.sigaram tekel iki bin.hemen aynı anda çoktan tüttürmeye başladığım sigaramı tuttuğum elimden çayımı yudumluyorum;nefesimi geri verdiğimde havada oluşan bulutların,nefesimin buharı mı sigaramın dumanı mı olduğunu düşünüyorum.yaşadığımdan emin değilim heralde.ya da yaşıyordum amaçlarından,isteklerinden bu kadar uzakta olan bir adam ne kadar yaşayabilirse.

her mevsim içimden gelip geçen şarkı gibi uzayıp gidiyor anılar gözümün önünde,yaşları birer birer çekip çıkartarak gözlerimden.makam birden değişiyor,ne zaman duysam kulaklarımda çınlayan hüzzamı..anılar neva eyliyor usta!

ben bu karmaşadan kaçarken yanlış yöne doğru gittiğimi anlayana kadar ince bellim soğumuş.sigaramın dumanı yeterince sarartmış saçlarımı.zaten şarkıların ezgileri de nota olmaktan çok daha başka sorumluluklar üstlenmeye başlamıştı bile.her türlü alternatif anının iğneleyen sancılarından kurtulma zamanı geldi.

git gidebilirsen ekonomi dersine..veya düz devam et galata köprüsüne..

Sebahattin Abi


Sebahattin Abi
diyorum dostum,can ve can yoldaşım
yarın olmayabilirim diyorum
hep diyorum
ama hep varım
sırları dökülmüş bir ayna gibi
dolaşıyorum aranızda
kimi gün kırkıncı yılda yudumlayaraktan biramı
kimi gün şehir kulübünde
ismail abi ve sayenizde dinleyerekten livaneliyi
şimdi evet
evet bu çirkin istanbuldayım
ama gönül diyorum
hep diyorum beş kapılı rancheronun
ışıklar saçan babasıyla
ve can ve can dostumla
elbetteki varım diyorum
tüm küçükkuyu ve çana selam olsun
lütfen senin aracılığınla Sebahattin Abi